sergirehberi.com

 
SERGİ         SANATÇI         MEKAN
Haftanın Sergileri  •  Güncel Sergiler  •  Gelecek Sergiler  •  Geçmiş Sergiler

Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri
Koleksiyon Sergisi



01.01.2010 - 31.12.2020



Pera Müzesi 
 

Meşrutiyet Cad. No: 65
Tepebaşı Beyoğlu İstanbul

212-334 99 00


www.peramuzesi.org.tr


Pazartesi günü hariç her gün 10:00-19:00 (Pazar 12:00-18:00) saatleri arasında gezilebilir.



Detay Bilgi


Detay Bilgi


Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu

Beyoğlu Pera Müzesinde Suna ve İnan Kıraç’ın ilk kez 1980’lerde oluşturmaya başladıkları Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri KoleksiyonuSuna ve İnan Kıraç’ın ilk kez 1980’lerde oluşturmaya başladıkları Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu, bir yandan bazı koleksiyoncuların birikimlerinin zaman içinde satın alınarak koleksiyona katılması, bir yandan da yurtiçinden ve yurtdışından yapılan düzenli alımlar sonucunda hızla gelişmiş ve ülkemizin en seçkin ölçü-ağırlık koleksiyonlarından biri haline gelmiştir.

Bugün sekiz binden fazla objeden oluşan bu koleksiyon, tarih öncesi çağlardan günümüze Anadolu’da kullanılagelmiş başlıca tartı ve ölçü aygıtlarını, arazi ölçümünden her türlü alışverişe, mimarlıktan kuyumculuğa, denizcilikten eczacılığa kadar çok çeşitli alanlardan her türlü ağırlık, uzunluk, hacim ölçüsünü bünyesinde barındıran ve bununla, gerek dönemler ve yöreler arası sistem ilişkilerinin, gerekse dönüşümlerin ve sürekliliklerin izlenmesine olanak veren, çok değerli bir bilimsel kaynak niteliği taşımaktadır.

İlgisini daha çok Anadolu’nun İslam çağları üstüne yoğunlaştıran, ancak yelpazenin bütününü gösterebilmek amacıyla önceki dönemlerden örneklere de yer veren bu koleksiyondan mekanın el verdiği ölçüde hazırlanmış geniş bir seçki, kronolojik bir düzenleme içinde izleyicilere sunulmuştur.

Bu kapsamda sergilenemeyen parçaların da, ileride yapılacak ’tematik’ düzenleme ve Anadolu kültür tarihinin bu heyecan verici ilgi alanına yeni ışıklar tutulmasına özellikle çaba gösterilecektir.



Mısır'dan, Mezopotamya'dan Anadolu'ya Tartı ve Ölçü Sistemleri

Beyoğlu Pera Müzesinde, Mısır'dan, Mezopotamya'dan Anadolu'ya Tartı ve Ölçü SistemleriTartı ve ölçü sistemleri, tarım ürünlerinin tartılması, arazilerin ölçülmesi ya da ticaret işlemlerinin standartlaştırılması amacıyla önce Mısır ve Babil'de geliştirilmiştir. İlk terazinin M.Ö. 3500'lerde Mısırlılar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Eski Yunan ve Roma dönemlerinde de terazi, kantar, ölçek ve cetvel gibi aygıtların ve ağırlıkların yaygın olarak kullanıldığı, günümüze ulaşan örneklerden anlaşılmaktadır.

Tarihöncesi dönemlerde yaygın olarak kullanılan hayvan, özellikle de uyuyan ördek biçimindeki ağırlıklar, değişik büyüklüklerdedir ve geriye dönük başları, kabartma ve kazıma tekniğiyle biçimlendirilmiştir. Hematitin yanısıra beyaz ve krem rengi kaya kristalinden yapılmış örneklere de rastlanır. M.Ö. 2000-1000 yıllarına tarihlendirilen bu ağırlıkların alt bölümlerinde sahibinin kimliğini belirttiği düşünülen, oyularak işlenmiş kompozisyonlar görülür. Anadolu'nun diğer merkezlerinde de örnekleri görülen bu ağırlıklar, Önasya ülkelerinde o dönemde geçerli olan mina, şekel gibi ağırlık birimlerinin karşılığı olarak üretilmiş olmalıdır. Kurşun ve taş ağırlıkların kefeli tartı aletlerinde, yani terazilerde kullanılmış olduğu, gerek araştırmalarda ele geçen tunç kefe örneklerinden gerekse M.Ö. 1900'lere tarihlenen eski Babil üslubu bir silindir mühür baskısından anlaşılmaktadır. Eski Asur Ticaret Kolonileri çağında ayrıca, değişim aracı olarak, tartılarak satılan gümüş külçelerin ya da işaretli çubukların da kullanıldığı bilinmektedir.

Kalkolitik Çağ sonlarında Anadolu'da yoğun olarak metal kullanılmaya başlaması, bölgede ticari ilişkilerin geliştiğini göstermekte, okunan ticaret belgelerinden Anadolu'da Mezopotamya kökenli ağırlık birimlerinin kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Anadolu'da Asur Kolonileri Çağı öncesinde ölçü ve tartıyla aygıtlarının varlığı kesin olarak bilinmemekte, ancak ele geçen bazı ölçekli değerli metal buluntuların, ölçü ya da değiş-tokuş birimleri olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Örneğin Troya'da ele geçen küçük altın külçeleri ve özellikle ölçekli çubuklar, ölçüye dayalı bir ticaretin açık kanıtları olarak kabul edilebilir. Hititler de, başka Önasya kavimleri gibi, değişim aracı olarak demir, bronz çubuklar ya da gümüş külçeler kullanmışlardır. Bu belirli ağırlık ve boyutlardaki halka ya da çubuk biçimi gümüş külçelerin yanısıra, önceki dönemlerde olduğu gibi hematit ağırlıkların, ağırlık birimi olarak da Babil kökenli şekel ve mina'nın kullanılması sürdürülmüştür.



Anadolu Yunan Çağında Ölçü ve Ağırlıklar

Antik Yunan Çağında Atina çevresinde uygulanan Solon yasalarının, Anadolu'da da geçerli olduğu düşünülmektedir. Büyük yasa koyucusu Solon, ağırlık birimi 'talent'i (Yunancası: talanton) para birimi talentden üç mina daha ağır yaparak, aradaki farkı ağırlık talentinin birimlerine paylaştırmıştır. Bu birim stater'dir (873,2 gram) ve eski sikkeye yani 'didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir; ayrıca askatları vardır.

Yunanlılar ağırlık birimi olarak genelde talanton ve mna kullanıyorlardı, ama bunların ağırlığı her yerde aynı değildi. Örneğin Solon'dan sonra Atina'da alışverişte kullanılan talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mna'ydı (436,60 gram). Eski Yunanlıların kullandığı başlıca sıvı hacim ölçüleri, katule (0,27 litre) ve amphora'dır (19,44 litre). Katı maddeler için hacim ölçüsü olarak da khoniks (1,08 litre) ve medimnos (51,84 litre) kullanılmıştır.

"Tarihin Babası" olarak anılan Halikarnassos'lu Herodotos'un ünlü Tarih'inde, Antik Yunan çağında Anadolu'da kullanılan uzunluk ölçülerinin hemen hepsini buluruz:
Ayak: 0,296 metre
Parmak: ayağın on altıda biri, 0,0185 metre
Dirsek: birbuçuk ayak, 0,444metre
Kulaç: 6 ayak ya da 4 dirsek, 1,776 metre
Plethron: 100 ayak
Stadion: 600 ayak; Atina stadion'u 77,6 metredir
Palma: 4 Palma 1 ayak, 6 Palma 1 dirsektir
Skenes: (Mısır ölçüsü) 60 stadion'a eşittir; yani 1 skenes 10 kilometre, 656 metredir
Parasang: (İran ölçüsü) 30 stadion'a eşittir, yani 5 kilometre, 328 metredir



Roma-Bizans Kantarları ve Terazileri

Tartı aygıtı olarak, antik dönemde terazi (libra), Roma ve Bizans dönemlerinde terazi ve kantar (statera) birlikte kullanılmıştır. Kantar, kare kesitli bir kantar kolu, kol üstünde hareket edebilen bir topuz ve tartılacak nesnenin asıldığı kancalardan oluşur. Kantar kolunun üç yüzü, belirli bir ölçü sistemine göre çentiklerle eşit bölümlere ayrılmış ve böylece hafif, orta ve çok ağır olmak üzere üç tür yük de aynı terazi ile tartılabilmiştir.

Terazi ise, eksende dikey durması gereken bir kolu olan yatay bir çubuğun iki ucuna, eşit uzunlukta ipek ipliklerle asılı iki küçük kefeden oluşur. Daha çok değerli madenlerin, sikke gibi hafif malzemelerin tartılmasında kullanılmıştır.

Müze ve özel koleksiyonlardaki örneklerden, Roma ve Bizans dönemlerinden yakın dönemlere (günümüzden yaklaşık yirmi yıl öncesine) dek kullanılan kantarın, uygarlıklar boyunca ufak değişimlerle uğradığı anlaşılmaktadır. Örneğin Roma ve Bizans ta kantarın üç çengeli varken, Selçuklu ve Osmanlılarda ikiye indirilmiştir. Teraziyse günümüze kadar hiç değişmeden gelmiştir ve bugün de aynı biçimde kullanılmaktadır.

Bizans Kantar Ağırlıkları

Tartı aletlerinde olduğu gibi ağırlıklarda da karşımıza iki tip çıkar: kantarla kullanılan büst biçimli ağırlıklar ve terazi kefesinde kullanılan düz ağırlıklar. Günümüze ulaşan ve 5.-7. yüzyıllar arasına tarihlenen çok sayıda ağırlığın ilk örnekleri Roma döneminde üretilmiştir. Çokgen prizma, büst veya küçük heykel biçiminde ve çeşitli boyutta ağırlıkları olan bronz kantarlar, kolay taşınabilir olmaları nedeniyle pek çok ülkede, tüccar ve satıcılar tarafından tercih edilmiştir. Balmumu eritme yöntemiyle bronzdan dökülen ağırlıkların içi istenilen ölçüde kurşunla doldurulur ve bir kancayla kantar koluna asılırdı.

Ağırlıklarda kullanılan figürler, çoğunlukla imparator, imparatoriçe ya da tanrıça Athena (Minerva) büstleridir. Erken Bizans döneminde, daha çok imparator veya tanrıça Athena figürleri kullanılırken, 5.yüzyılın ikinci çeyreğinde imparatoriçe büstleri yaygın hale gelmiştir. İmparator ve imparatoriçe, tanrı ve tanrıça figürlerinin kantar ağırlığı olarak yeğlenmesinin nedeni, bunların satıcılar için doğruluğu ve dürüstlüğü, alıcılar için de güvenilirliği simgelemeleridir.



Anadolu'da İslami Dönem Ölçü ve Ağırlıkları

Büyük olasılıkla Akdeniz coğrafyasında aynı bölge ticaretinin içinde olan Araplar da, Sasani, Roma ve Bizanslıların kullandığı ölçü birimlerini kullanıyorlardı; ancak İslamiyetin doğuşundan sonra kendi kurallarını koymuşlar ve eski ölçü birimlerini kullanarak yeni bir sistem kurmuşlardır.

İslamiyetin ilk dönemlerinden günümüze cam ağırlıklar ve paraya ölçü oluşturan cam 'sence'ler kalmıştır (Sence'ler, değerli madenden basılan sikkeye ölçü oluşturmak amacıyla yapılmış ağırlık ölçüleridir). Rıtl adı verilen bazı cam ağırlıklar (bu sözcük, İtalyan ölçü birimi "rotolo"dan türemiştir) Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi dönemlerinde kullanılmıştır. Günümüze tam olarak ulaşmış bir parça bulunmadığından tam ağırlığı saptanamamıştır ; ancak elde bulunan parçalardan çapının 110 mm kadar olduğu anlaşılmaktadır. Abbasi döneminden kalma 842-847 tarihli çifte rıtl denen ağırlık sa 759.79 gramdır.

Roma ve Bizans'ta kullanılmış olduğunu anlaşılan cam senceler, Araplar tarafından gümüş sikkelerin ağırlıklarının saptanmasında kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar, Bizans sencelerin Bizans dinarı solidus ile aynı ağırlıkta olduğunu ve 68 habbeye (4,406 gram), Araplardaki dirhemin ise 66 habbeye (4,276 grama) karşılık geldiğini göstermektedir.

İslamî senceler zamanla gelişerek klasik biçimlerine kavuşmuştur. Kimilerinin üstünde halife, vali, imam ya da şurta adlarıyla Aslahü Allah, Ekremehü Allah, Emta' Allah Lehü gibi Arapça yazılar ve Kuran'dan ibareler yer alır. Genelde sadece tek yüzüne damga vurulan sencelerin iki yüzünün de damgalanmasına Abbasiler döneminde başlanmıştır; bu dönemde sikkenin bir yüzüne kelime-i tevhid, diğerine halife, vali, imam, şurta, vb. adları basılırdı Sencelerdeki renkler, üretim sırasında katılan hammaddeye göre değişiklik göstermiş; mavi renkteki senceler krom oksitten, kehribar rengi kükürt ve karbondan, koyu mavi senceler ise manganezden elde edilmiştir.



Selçuklu ve Beylikler Dönemi Ölçü ve Ağırlıkları

Osmanlı öncesi Türk ölçü sistemi Orta Asya kaynaklıdır ve hem İran'la hem de Çin'le geliştirilen ticari ilişkiler sonucunda oluşmuştur. Divan-ı Lügati't Türk , gündelik yaşamda kulanılan ölçü ve tartı birimlerinin saptanmasında bu dönem için en önemli kaynaktır. Bir yükün yarısı olan artık, istif yığma ölçüsü kırklım, hububat ölçüsü sagu ve arazi ölçümlerinde kullanılan yerel ölçü adları bu kaynakta yer almaktadır.

Bazı 14. yüzyıl kaynakları da İran-İlhanlı ağırlık birimi olarak kullanılan lodra, kantar, okka ve batmanın (menn), hububat ölçüsü olarak kullanılan kile ve müdd'ün Osmanlı öncesi Anadolu'da ölçü sisteminin temelini oluşturduğunu belirtmektedir.

Selçuklu dönemi vakfiyelerinden ukiyye(vukiyye), irdeb ,mûd ve batmanın Selçuklu dönemi ağırlık ve ölçüm sisteminin temel birimleri olduğunu öğreniyoruz. Bu sistem Beylikler dönemi ve Osmanlı dönemi sistemlerine çok etkili biçimde yansıyacaktır.

Batı Anadolu beyliklerinden Menteşe ve Aydınoğulları'nın Bizans, Venedik ve Ceneviz'le geliştirdiği ticari ilişkiler, 14. yüzyılda Anadolu'da bazı Bizans ve İtalyan ölçülerinin de kullanılması sonucunu doğurmuştur. Örneğin İtalyan yarımadasında kullanılan ölçü birimi rotolo batı Anadoluda da geçerli bir ölçü birimiydi.



Osmanlı Uzunluk Ölçüleri

Osmanlı İmparatorluğu'nun temel uzunluk ölçüsü "arşın"dır. Üç tür arşın vardır: Mimari arşın, çarşı arşını ve endaze.

Mimari Arşın 75,8 cm'dir; çarşı arşınından ve endazeden daha uzundur. Bu arşın, arazi, bina ve inşaat ölçümlerinde kullanıldığı için bu adı almıştır. Bina Arşını da denir. Metrenin ¾ kadarıdır. İki mimari arşın, bir buçuk metreden biraz fazladır.

Bir mimari arşının 1/ 24 üne 'parmak', bir parmağın 1/12 sine 'hat', bir hattın 1/12 sine 'nokta' adı verilir.
Böylece 1 mimari arşın = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta'dır.
Bunların metrik sistemde karşılıkları da şöyledir:

1 mimari arşın = 75,8 cm
1 parmak = 3,158 cm
1 hat = 0,263 cm
1 nokta = 0,0219cm'dir

Mimari arşın, şimşir, abanoz, fildişi, demir ya da çelikten yapılır ve üstüne parmak bölümlenmesi çizilirdi.
Hafriyatlarda kullanılan 'kadem' mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.
İki buçuk mimari arşına 'kulaç' adı verilir; hafriyatta, kuyu açanlar arasında vesuların derinliğini belirtmekte kullanılan bir ölçüdür.
100 kulaç yani 2500 mimari arşına 'mil'; 3 mil yani 7500 mimari arşına ise 'fersah' denilirdi. Bir kişinin normal bir yürüyüşle yaklaşık bir saatte aldığı mesafe olarak kabul edilmiştir.
4 fersah bir 'berit' ya da 'menzil'dir. 2 berite de bir 'merhale' denirdi.





Serginizi / Etkinliğinizi
burada duyurabilirsiniz...

sergirehberi@gmail.com




İletişim             Üyelik/Hizmetler             Gizlilik Politikası             Kullanıcı Sözleşmesi