sergirehberi.com


SERGİ         SANATÇI         MEKAN
Tüm Sanatçılar Güncel Sergisi Olan Sanatçılar


Antonio Cosentino






SergiRehberi Arşivinden:
Güncel Sergi    Gelecek Sergi    Geçmiş Sergiler    Görseller

Kişisel Sergiler    Karma Sergiler    Ödüller    Metinler    Metin_detay   
Özgeçmiş   


Ay Bahçesi / Lunapark - Dr. Kıymet Giray, 14 Ocak 2002, Ankara

Ay Bahçesi / Lunapark
Ay bahçesi/lunapark çocukları ve ruhlarında çocuksu varsıllıkları gizli tutanların kahkahalarla çınlayan oyun alanlarıdır. Birbiri ardınca gelen endüstri devrimlerinin yaşama kattığı dar sokaklara sıralanan apartmanların oluşturduğu kentlere, tutsak ettiği insanlar korkunun körüklediği neşeyi yakalarlar lunaparklarda. Yirminci yüzyılın başlarında merkezkaç kuvvetiyle dönen fıçılar ve dönen salıncaklar, dönme dolaplar teknolojik gelişmelere koşut gelişmeler ve çeşitlenmeler içinde kent insanının yaşamına çığlığın coşkusunu getirirler. Ancak gerçek çığlık kent sokaklarında ve çeşitlenmeler içinde kent insanının yaşamın yalnızlıklarla buluştuğu noktalarda atılmaktadır. Kimsenin dönüp bakmadığı, aldırmadığı, oralı bile olmadığı, yalnızlığın dramıyla bir başına kalındığını vurgulayan derin ve yankısız çığlıklar.

Sanayi devrimlerinin insanı birey kılan, yaşamını kolaylaştıran gelişimine karşın yarattığı politik dayanıksızlık, hızlı kentleşme ve arkası gelmeyen toplumsal değişimlerin yozlaşmaya kattığı hız, kısacası yabancılaşma, yirminci yüzyılda bireyleri saran, kuşatan ve yirmi birinci yüzyıl insanına bırakılan en çarpıcı mirastır. Bu oldukça anlamlıdır. Çocuk anıları ve mekanlarından koparılan bireylerin yaşamının soğuk dramıdır. Doğduğunuz ev, oynadığınız bahçe ve sokak e okuduğunuz okulları kaybedersiniz. Çevrenizi saran rant kaygısı hepsini elinizden yavaş yavaş alır. Bir yaşam aynı sokak içinde geçirseniz bile hiçbir şey aynı değildir. Dar sokakları daha da daraltan apartmanlar, alt yapısı düşünülmeden yükselen uyumsuz yapılarla sarılmaya başlar. Dostlar savrulup dağılmaya başlar. Sokakta merhabaların kesilir, gülümsemeler biter. İşe koşmak ve eve koşma arasındaki kısır döngü sevgileri, hoşgörüyü, köklü dostlukların hepsini hissettirmeden silip süpürmeye başlar. Bir bakışta anlaşılıvermek kaygısı kaplar bireyleri. Kentlerin karmaşasından yalnızlıklarının sığ güvenine sığınırlar. Topluma en az yabancılaşmış işçiler olarak sanatçılar bu yabancılaşmanın resmini çizerler. Sanatçı, yaşamının en doğal parçası olan üretimini kendine ve çevresine yönelttiğinde, bu yabancılaşmanın yarattığı gerilimlerin içinde bulur kendisini. Bir özgür davranış modeli içinde peyzaja çıkan çağcıl ressam kent sokaklarının insanları ve onların acımasız bir hızla akıp giden yaşamının dinamizmini algılamaya başlar. Antonio Cosentino gibi.

Çocukluk yıllarının sokak arasından kente katılıp sanatçı olduğundan bu yana kenti sokak sokak, semt semt dolaşan ve algı hızına koşut imgelemlerde biriken anlık görünümleri, yaşamın ta kendisi resimlemeye koyulur. Kapalı çarşıların renk, ışık ve tabela sardığı çok katlı iç mekanları, alt yapı sorununu nasıl göz ardı edildiğini sergileyen gelişigüzel dikilmiş elektrik ve telefon direkleri, çöp bidonlarının sıralandığı yokuşların birbirlerinin üstüne bindirilmiş evleri, makine daireleri, değişen ülkeler ve kentlere karşın değişmeyen mimari yozlaşmayı, bireysel yalnızlaşmayı vurgulayan Tahran sokakları ve evlerin içine açılan anlık bakışların yakaladığı görünümlerin ortasında geriye bıraktığı umutlarına bakan çocukların bindiği dönme dolaplara yansır kentin ve kent insanının sarılmış yalnızlığı.

Antonio’nun resimlerinin ya da hazır nesnelerinin en çarpıcı değeri, yaşamın dinamiğini yakalamasıdır. Kent sokaklarının durdurulamayan yaşam hızını yansıtan kareleri yakalayıp ifadeci bir yaklaşımla resimlemesidir. Çevresinden akıp giden yaşam kesitlerinin, duyguları üzerinde yarattığı etkiyi görsel ve plastik değerlerle resme dönüşümünün serüvenidir Cosentino’nun yapıtları. Önce renk, sonra leke ardından da renk ve lekenin yarattığı çarpıcı hız vurucu kılar bu resimleri. Araba kazaları, Şile’de Piknikler, sirenlerinin hızında giden ambulanslar. Boğazın sularını çocuksu bir çizginin anılara dayalı geçmişi anıştıran duyarlığıyla yararak ilerleyen gemiler, sokaklara atılmış naylon torbalar… Yaşamın yalnızlıklara tutsak olarak akıp gittiğini vurgulayan resimler…Biraz önce yıkanarak bir kenara bırakılmış bulaşıklar, Karlı kapı eşiğinde duran Ravin Ayçiçek yağı, Bağcı Zeytinleri, Kurt Kauçuk Süperlak tenekeleri, Nuri Leflef Kundura Cilası kutusu, Kasap Cemal’in Oparatör Raif Bey sokağındaki dükkanının resimli ambalaj kağıdının kullanılmış tenekelerle kurduğu ilişki Cosentino’nun tüketilen malzemeler, tüketilen zamanları vurgulayarak, tüketilen alışkanlıklar ve anlıları çağrıştıran ve tüketilen yaşama yaptığı göndermeleri sunan yapıtlardır.

Yirminci yüzyılın kent manzaraları arasına; bizden bir ışık, bir ses, bir renk ve bir yorumu sanatsal değerlerle katan Cosentino, çağcıl yaşamın izinde, sanatsal olarak duyarlılığının öznelliğini ve öznel yorumunu resimlemektedir.
Dr. Kıymet Giray, 14 Ocak 2002, Ankara



Serginizi buradan duyurabilirsiniz...
sergirehberi@gmail.com




İletişim             Üyelik/Hizmetler             Gizlilik Politikası             Kullanıcı Sözleşmesi